HALKIMIZDAN VAHŞİ SİYONİSTLERE VE YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİNE…
Bismillahirrahmanirrahim…
Değerli Basın Mensupları ve Sevgili Halkımız! Siyonist rejim katil İsrail’in Gazze’de giriştiği katliam harekâtı ikinci haftasını da geride bırakırken bu vahşetin karşısında sessizliğini koruyan dünyanın tavrını anlamış değiliz. Özellikle İslam dünyasında hala ciddi bir sesin çıkmaması ve birlikteliği anımsatan bir tepkinin gelmeyişi bütün bir İslam ümmetini ciddi manada yas’a boğmuş ve müminlerin yüreklerini dağlamıştır.
Bu itibarla, katil İsrail’in Gazze’de işlediği katliamları bir kez daha nefretle telin ederken, bütün Müslümanları, İsrail ve Amerika’nın mallarını boykot etmeye davet ediyoruz. Aynı şekilde İslam ülkeleri devlet yöneticilerini de İsrail’le yaptıkları tüm ekonomik, siyasi, askeri ve istihbari işbirliklerini iptal etmeleri ve İsrail büyük elçiliklerini ülkelerinden kovmaları için göreve davet ediyoruz.
Siyonist İsrail’in, yaşlı çocuk, kadın erkek demeden yüzlerce masum insanı hunharca katletmesi, onun gerçekten yeryüzünün bozguncusu olduğunu bir kez daha kanıtlamış ve gerçek yüzünü bütün dünyaya göstermiştir. Siyonizm, arzı mev’ud dediği topraklar üzerindeki emelleri ve büyük İsrail projesi bir hayalden öteye geçmediğini görünce birden azıtmış ve sözde barış girişimleri dediği her şeyi bir kenara itip yeni katliamlara girişmiştir.
Aslında bu onun son kozunu oynaması ve İslami direnişin karşısında acizliğinin ifadesidir. Ama bu onun yanına kar kalmayacaktır. İyice haberi olsun ki, onun Lübnan’da bataklığa saplandığı gibi, ikinci bir bataklığı da Gazze olacaktır. Allah’ın izniyle o Gazze’yi bitirse bile artık tepe taklak gitmiştir. Bütün bir inanan dünyanın gazabını, öfkesini, lanetini ve bedduasını üzerine çektikten sonra iflah olmayacaktır. Allah’ın ona göndereceği azap günleri çok yakındır.
Geçmişte Allah(c.c), onları Davut aleyhisselam ve İsa aleyhisselamın diliyle lanetlemişti. Şimdi ise ümmeti Muhammed’in diliyle lanetliyor. Geçmişte cumartesi yasağını çiğnedikleri için Allah, onları domuz ve maymun suretine dönüştürmüştü. Şimdi yine aynı kavim aynı suçu işlediğinden aynı cezaya, hatta daha beterine çarpılacağı muhakkaktır. Bu Allah’ın onlar hakkındaki kesin yazgısı ve zillet damgasıdır. Allah’ın, onları zelil ve rezil edeceği azap günü, pek yakındır. Aslında Allah (c.c), bu azabın müminlerin eliyle gerçekleşmesini istiyor. Ama biz görevimizi yapmadığımız için, Allah da onlarla bizi imtihan etmektedir. Bizler asli görevimizi yapmadığımızdan dolayı Allah da onları başlarımıza musallat etmiş ve onlara bu fırsatı tanımıştır. Eğer bir gün Müslümanlar uyanır, birbirinin elinden tutar ve “Ya Allah!” derlerse, işte o zaman –Allah’ın izniyle- yeryüzünde İsrail gibi zulümle beslenen bir eşkıya devleti kalmayacak ve müminlerin gönlü feraha kavuşacaktır. Büyük bir İslam âliminin dediği gibi: “Eğer her Müslüman İsrail’e bir kova su dökse İsrail’i sel alır götür.”
Öyleyse ey Müslümanlar! Tükürün şu İsrail denen maymunun çocukları Yahudi’nin suretine. Vahşet kusan şu aşağılık Yahudi hunhara karşı sesinizi ve nefesinizi birleştirdiğiniz gibi, yüreğinizi ve bileğinizi de birleştirin. İnanın eğer hep birlikte tükürürseniz onu tükürüğünüzle boğacaksınız. Hal böyleyken daha neyi bekliyorsunuz? Daha ne zamana kadar bu katliamlara seyirci kalacaksınız? Yoksa sıranın bir gün size de gelmesini mi bekliyorsunuz? Yoksa Siyonistlerin büyük İsrail projesi kapsamında, sizin de topraklarınızı içine alacak arzı mev’ud hakkındaki emellerini bilmiyor musunuz? Kendine gel Müslüman kendine gel! Ne zaman şu gaflet uykusundan uyanacak, İslam kardeşliğini anlayacak, ne zaman öz benliğine dönecek ve ne zaman kutsal değerlerine sahip çıkacaksın?
Şurası muhakkaktır ki, Kudüs üzerinde yalnız Yahudiler değil, aynı zamanda Hıristiyanlar da hak iddia ediyorlar. Bir zamanlar Avrupa Hıristiyanları, haçlı seferleriyle bunu başaramadıkları için, şimdi Yahudilerle bunun acısını Müslümanlardan çıkarmaya çalışıyorlar. Ama bilsinler ki, o gün Selahaddin’i Eyyubi’nin karşısında hezimete uğradıkları gibi, şimdiki Selahaddinler de onlara bu geçidi vermeyecektir. Eskide olduğu gibi şimdi de ittifakları işe yaramayacak ve hain emelleri kursaklarında kalacaktır. Zira artık ümmet uyanmış ve her şey gün ışığına çıkmıştır.
Evet, Kudüs, Müslümanlarındır ve Müslümanların olarak kalacaktır. Zira birçok peygamberin diyarı olan Kudüs, Müslümanların ilk kıblesi ve Peygamberimiz Hazret-i Muhammed sallallahu aleyhi vesellemin miraca çıktığı Kutsi mekândır. Bu itibarla, Kudüs davası, daha açık bir ifadeyle Filistin meselesi, yalnız Filistinlilerin değil, aynı zamanda bütün Müslümanların ortak davasıdır. Artık Müslümanların bunu anlamalarının zamanı gelmiştir. Kâfirlerin güçlü ittifaklar kurup büyük federasyonlar oluşturdukları gibi, Müslümanların da ümmet bilinciyle güçlerini birleştirip küresel bir vahdet oluşturmaları yani İslam birliğini kurmanın zamanı çoktan gelmiştir.
Siyonistler ve emperyalistler bilsinler ki, biz Müslümanlar tek bir ümmetiz. Allah’ı bir, peygamberi bir, kitabı bir, dini bir ve kıblesi bir olan tek ümmetiz. Ayrı coğrafyalarda yaşıyor olmamız, ayrı bayraklara sahip olmamız ve ayrı ırklara, renklere ve dillere sahip olmamız bizim bir tek ümmet olmamıza engel değildir. Aramızdaki tel örgüler, milli sınırlar bizi birbirimizden koparmamalı, manevi bağlarımızı yok etmemelidir. Bu sebeple bizler, bütün Müslümanları Filistin davasını, bir ümmet davası olarak algılamaya ve oradaki Müslüman kardeşlerimizi gerek maddi ve gerekse manevi olarak var gücümüzle ve olan imkânlarımızla desteklemeye davet ediyoruz.
Son bir kez daha hatırlatıyoruz ki: Vakit birlik, beraberlik ve dayanışma vaktidir. Televizyon karşısında oturup ah vah çekmektense, cılız sesler çıkarmaktansa, gücümüzün yettiği yere kadar ve açık yüreklilikle Filistinli kardeşlerimize elimizden gelen her türlü desteğe açık olduğumuzu duyuruyoruz. Ve bu desteğimizi Rabbimizden icabet bulacağı ümidiyle hepinizi yürekten “ âmin!” seslerinin yükseleceği duayla pekiştiriyoruz:
DUAMIZ;
Allah’ım! Bunca yürek senin rızan için ve senin zayıf kullarına desteklerini bildirmek için buraya toplanmış bulunmaktayız. Ya Rabbena! Boynu büküklerin, yetimlerin, eli kolu kopmuş çocukların hürmetine, dökülen şehitlerin kanı hürmetine kâfir, zalim ve zorbalara fırsat verme. Onların saflarını ve ittifaklarını boz. Güçlerini darmadağın et. Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberlik şuurunu, kardeşlik ve sorumluluk bilincini pekiştir.
Allah’ım! İslam Ümmetini gaflet uykusundan uyandır. Onların liderlerini ve yöneticilerini İslam davasını savunanlardan eyle. Onların ellerini ve güçlerini hak dava üzere birleştir. Kalplerine kendi korkunu ve imanı yerleştir. Onları İslam’ın izzetiyle izzetlendir ve İslam’ı onlarla izzetlendir. Allah’ım onların kalplerinden kâfirlerin korkusunu çıkar, İslami cihadı onlarla zenginleştir.
Allah’ım! Kereminle ve lütfünle âlimlerimizi ve rehberlerimizi müstakim ve ihlâslı kıl. Onların basiretini aç ve derecelerini yücelt. Onlara kınayanların kınamasından korkmadan hakkı apaçık olarak söylemeyi öğret. Bizi onların ilmiyle feyizlendir.
Ey Haram beldenin, Kâbe’nin Rabbi olan Allah’ım! İlk kıblemiz olan esir Mescidi Aksa’nın hürmetine! Filistin’de Siyonizm’in zulmü ve işgali altında inleyen, aç ve susuz bırakılan Filistinli çocuklara, yaşlılara, kadınlara ve güçsüzlere yardım et. Onları İsrail için birer ebabil eyle! Onlara en yakın bir zamanda zafer’i ihsan ederek kalplerini feraha, beldelerini özgürlüğe kavuştur.
Ey lütfü ve keremi bol olan Allah’ım! İslam’ı yeryüzüne hâkim kıl, dininin sancağını yücelt, kâfirlerin bayrağını alçalt. Allah’ım! Kendi kahhar isminle Siyonist Yahudileri, emperyalist Amerika’yı ve yerli işbirlikçilerini kahru perişan et.
Ey Aziz, Kadir ve Rahim olan Allah’ım Namazda Müslümanların saflarını birleştirdiğin gibi, meydanlarda da yüreklerini ve bileklerini birleştir. Seslerini ve nefeslerini gürleştir. Kendi aralarında sevgi ve muhabbet duygularını güçlendir. Aralarındaki ihtilafları bertaraf ederek zulme ve zorbalığa karşı tek yumruk haline getir.
Ey Âlemlerin Rabbi olan Allah’ım! İzzet senindir. Güç, kuvvet kudret senin katındandır. Gücünün hakkı için Dinimizi ve mukaddesatımızı savunan İslam mücahitlerini koru. Allah’ım! Bedir’de Resulün Muhammed aleyhisselama ve onunla birlikte bulunan bir avuç müminlere yardım ettiğin gibi, Gazze’deki mücahitlere de yardımını ve nusretini gönder. Onları kendi katından göndereceğin gaybi ordularınla güçlendir. Zalimlere karşı kalplerine şecaat ve cesaret ver. Hak ve hakikat yolunda ayaklarını sabit kıl. Onları galip ve muzaffer eyle. Şüphesiz ki, duaları işiten ve icabet eden sensin. Âmin!